Bu çalışma, kentsel tasarım süreçlerinde çocuğun konumunu kamusal alan, şehir hakkı, mekânsal adalet ve çocuk katılımı tartışmaları üzerinden ele almaktadır. Modern kentleşme ve yetişkin merkezli planlama anlayışı, çocukları çoğu zaman kentsel mekânın etkin bir öznesi olarak değil, korunması ve yönlendirilmesi gereken edilgen kullanıcılar olarak konumlandırmaktadır. Bu durum, çocukların kamusal açık alanlarla kurduğu gündelik ilişkiyi sınırlandırmakta; onların kentsel yaşama katılımını, hareketliliğini ve görünürlüğünü zayıflatmaktadır. Çalışma, çocuk ve kent ilişkisini kentsel tasarım bağlamında ele alan kuramsal bir analiz niteliği taşımaktadır. Bu doğrultuda Habermas’ın kamusal alan yaklaşımı, Lefebvre ve Harvey’in şehir hakkı tartışmaları, Jacobs’ın sokak yaşamı ve kamusal güvenlik yaklaşımı ile Hart’ın Katılım Merdiveni modeli temel alınmıştır. Ayrıca çocuk dostu kent yaklaşımı, yapılı çevre eğitimi ve çocukların gündelik mekân pratikleri üzerinden çocuğun kentsel mekânın üretimindeki rolü tartışılmıştır. Çalışmada, çocuk dostu kent anlayışının yalnızca çocuk oyun alanları ya da güvenli donatılar üretmekle sınırlı kalamayacağı vurgulanmaktadır. Çocuğun kent hakkı, güvenli mekânlara erişimin yanında kamusal açık alanlarda ve karar süreçlerinde görünür olabilmesiyle ilişkilidir. Bu kapsamda güvenlik meselesi de çocuğu kentten ayıran denetimli alanlar üzerinden değil, canlı sokak yaşamı, doğal gözetim ve gündelik karşılaşmalar üzerinden değerlendirilmiştir. Çalışma, çocukların kenti deneyimleyen, dönüştüren ve tasarım kararlarında dikkate alınması gereken etkin özneler olarak kabul edilmesi gerektiğini savunmaktadır. Bu nedenle çocuk dostu kent yaklaşımı, tasarım düzenlemeleri kadar yerel yönetimlerin katılım mekanizmalarını, çocukların gündelik hareketliliğini ve yapılı çevreye ilişkin farkındalık süreçlerini de içermelidir. Sonuç olarak çalışma, çocukların kamusal alandaki görünürlüğünü ve katılımını güçlendiren; mekânsal, yönetimsel ve pedagojik boyutları birlikte ele alan daha kapsayıcı bir kentsel tasarım yaklaşımının gerekliliğini ortaya koymaktadır.